Ben Bir Sosyal Bilimciyim

Her çalışmada olduğundan ne daha az ne daha fazla, kendimi kaynar kazanların üzerine gerili bir ipte yürürmüş gibi hissediyorum. Bu kez çalışmanın hayattaki işaretlerini derleyeceğim. Yine hiç bir şeye kızmadan ve kişiseleştirmeden, sadece verilen yanıtları dinleyeceğim. Yüzüme böcek gibi yapışan ağızları dikkatle ayıklayacağım: Kim bana dost kim düşman ya da sadece öylece bana dost ve düşman olmadan umursamazca ateşe koyabilir beni; ağızlardan ayrılmış gözlerinden öğrenmeye çalışacağım. Gözlerimi yine saklamadan vereceğim ki gözleri almayı öğreneceğim: VAZGEÇECEĞiM. Ne kadar çok ‘şey’imi bırakmayı öğrenirsem o kadar çok ‘gerçeğe (truth) eriştiğimi düşüneceğim. Karşılıklı açılmayı deneyeceğim eşit kapılar gibi konuştuklarımla, ben bir parmak o bir parmak, o bir parmak daha ben bir karış…Doğru açılabilmek için şifrelere açık olmaya çalışacağım, söz, kendimi hiç gizlemeyeceğim. Söz, insanca bir tepkiyle bakacağım her şeye… Kendimi olduğum gibi koyacağım. Alan benim en maskesiz zamanlarım. Sonra, bana şifreli söylenenleri sentetik bir dil’e dönüştüreceğim. Bir gece sabaha karşı kendimden ve herkesten çok yorulup; ötekilerden, kendimden, bizden olan ve olmayanlardan, olmak isteyip içeri alınmayanlardan, aslında hiç olmayı istememiş olan ve aslında hep orada olup da olmamış gibi davrananlardan; konuştuklarımdan, öğrenmeyi çok isteyip çağırdıklarımı öğrenmekten ölesiye korkmaktan ve sonunda bütün bu öğrendiklerimle ne yapacağımı bilememekten yorgun düşüp, evime sığınmaya dönerken; sabaha karşı bir otobüs camına yaslanacağım. Muavin gelip çaya çağırıncaya kadar… Yoldayım.

2009-06-24 10:22:20

Yorumlara kapalı